Embed

Hayatı kolaylaştıran Hadisler ve öyküler – 3

“Midenin üçte birini yemek için, üçte birini su için, üçte birini de nefesi için ayırsın.”

***.

Âdemoğlu karnından daha kötü bir kap doldurmamıştır. Âdemoğluna belini doğrultacak bir kaç lokma yeter. Bundan fazlasını yemesi icap ederse, midesini üçe bölsün.” 

 (Tirmizî)

Üçte bir

kullan

Resulullah (asm) ve onun güzide ashabı hep kifayet miktarı yiyip içmişler, mevcut olanla yetinmişlerdir. Fazla ve çeşitli yiyecek, içecek olduğu zaman da asla israf etmemiş, fazlasını fakir ve muhtaçlara ikram etmişlerdir.

Mikdam bin Ma’dikerb (ra) yukarıda rivayet ettiği hadisle birlikte, Tirmizî’de geçen şu hadisi hatırlamak yerinde olur: “Midenin üçte birini yemek için, üçte birini su için, üçte birini de nefesi için ayırsın.”

Ebu Hureyre’den (ra) rivayet edilen bir hadis-i şerif de şöyledir:

“Peygamberimiz (asm) kâfir bir adamı misafir etti ve bir koyun sağılmasını emretti. (Misafir) sütü içti. Sonra bir koyun daha sağılmasını emretti. Onun da sütünü içti. Sonra bir koyun daha sağıldı, onun da sütünü içti. Sağılan koyunların sayısı yedi oldu. Yedi koyunun sütünü içtikten sonra doydu. Bu adam sabah olunca Müslüman oldu.

Resulullah (asm) bir koyun sağılmasını emretti. Misafir onun sütünü içti. Bir daha sağıldı. Onun sütünün tamamını içmeden doydu. Resulullah (asm) bunun üzerine şöyle buyurdu:

‘Mümin tek bağırsağını doyurmak için içer. Kâfir ise yedi bağırsağını doldurmak için içer.’ “ (Buharî, Müslim)

Rabi bin Enes şöyle dedi:

“Sivrisinek aç olduğu müddetçe yaşar. Doyduğu zaman şişer ve semirir. Semirince de ölür. Âdemoğlu da böyledir. Şişip semirdiği zaman kalbi ölür.”

Çeşit çeşit nimetlerin içinde bulunan bir Müslüman, bu nimetlerden itidal üzere yiyip içer, israf etmez ve nefsinin tüm arzularına rağmen, iştihasını çeken bu rızıklardan tıka basa yemez ve sabrederse, aynı zamanda Allah u Teâlâ’nın sevdiği, sabreden kullarından olur.

Elde olmayana sabretmek de bir sabırdır. Fakat elinin

altında çeşit çeşit yiyecek içecek, çeşit çeşit imkân ve fırsatlar var iken sabredip, israf etmeyip onlardan kifayet miktarı faydalanıp, fazlasını Allah yolunda sarf etmek çok daha büyük bir sabırdır. Onun için, birçok maddi imkâna sahip olan Allah dostları, bu imkânlarını, maddi varlıklarını Allah yolunda sarf eder, kendi nefisleri için kifayet miktarı faydalanırlardı.

Bir gün, Emevi Devleti’nin halifelerinden Ömer bin Abdülaziz’in yanına halası geldi. Halife, ekmekle yağ ve tuz yiyordu.

Halası durumu görünce üzüldü ve şöyle dedi:

“Ey müminlerin emiri! Yanına bir ihtiyacım için gelmiştim. Ama ihtiyacımı söylemeden önce şunu sorayım: Bundan daha iyi bir yemek yiyemez miydin?”

Ömer bin Abdülaziz, Emevi Devleti’nin koca halifesi şöyle cevap verdi:

“Hala, yanımda başka bir şey yok.”

 (Recep Bozdağ)

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !